Neden İngilizce Öğrenemiyoruz ?

NEDEN İNGİLİZCE ÖĞRENEMİYORUZ?

Yıllardır üzerinde durulan, tartışılan ve konuşulan ama bir türlü cevabı ya da çözümü bulunamayan soru, Türkiye’nin sorunu: Neden İngilizce öğrenemiyoruz? Televizyonda izleyecek bir şeyler ararken bir tartışma programına ya da gazetenizin sayfalarını karıştırırken bir uzmanın röportajına denk gelmişsinizdir muhakkak. Uzun uzun bu konu tartışılır, Türkiye’nin İngilizce öğrenmedeki başarısızlığı verilerle ortaya konulur, diğer ülkelerle karşılaştırmalar yapılır, uzman kişiler birçok fikir sunar lakin hiçbir şey değişmez ve bırakın imrenilen ülkelerin standartlarına ulaşmayı durum yıllar içinde daha da kötüleşir. O zaman belki de ya yeterince özeleştiri yapıp hatalarımızı bulamıyoruz ya da yanlış yaptıklarımızı düzeltemiyoruz.

İngilizce yeterlilikte dünyada kaçıncı sıradayız, hiç merak ettiniz mi? Eminim bazı ortamlarda “Aman canım artık herkes İngilizce biliyor, artık ikinci, üçüncü hatta dördüncü dili öğrenmek lazım” türü sohbetlere denk gelmişsinizdir. Hatta bir kesim vardır, asla İngilizce bilmediklerini kabul etmezler, “Ben anlıyorum da konuşmada sıkıntı var biraz, onu da zorda kalınca derdimi anlatıyorum” derler ama hiçbir zaman o anladıkları ya da dertlerini anlatabildikleri ana tanık olmamışsınızdır. Kısa bir zaman önce Türkiye’nin en büyük havaalanlarından birinde tanık olduğum bir olayı paylaşayım. Havaalanının içindeki kafelerden birinde yiyecek bir şeyler almıştım ve sırada bekliyordum. Önümde iki üç kişi vardı ve kasada da aksanından İngiliz olduğu açıkça anlaşılan bir kadın ödeme yapıyordu. Nasıl olduysa 1 lira eksik vermişti fakat kasadaki genç kasiyer ise bir türlü 1 lira daha vermesi gerektiğini anlatamıyordu. Beden diliyle bir şeyler ifade etmeye çalıştı ama İngiliz kadının şaşkınlık içerisinde kendisini izlediğini fark edince çaresizce sırada bekleyen diğer müşterilere döndü. Öğretmeni bilmediği bir soru sorunca sıra kendisine gelmesin diye göz teması kurmayan çocuklar gibi herkes sağa sola ya da telefonuna bakıyordu. Çok basit bir cümleyle çözülecek olay küçük çapta bir krize dönüşmüştü.

Okullardaki eğitimi ise tartışmaya sayfalar yetmez. O yüzden okul dışında, kurslara giderek İngilizce öğrenmeye çalışan yetişkinlere odaklanacağım. Okullardaki eğitimin yetersiz olduğunu kabul ettik diyelim. Peki yüzlerce hatta binlerce lira para döküp özel kurslara giden insanlar neden İngilizce öğrenemiyor? En gelişmiş ülkelerin müfredatını kullandığını söyleyen, kesin garanti veren, “İngilizce zaten cepte üstüne bir de başka dil daha öğreteceğim” diyen, biraz burada öğretip sonra yurtdışına yollama vaatlerinde bulunan, yabancı öğretmenlerle göz boyayan hatta ve hatta hipnozla bir haftada bülbül gibi İngilizce konuşturacağını iddia eden bile var. Stratejiler her geçen gün artsa da İngilizce yeterlilik seviyemiz her geçen yıl geriliyor. 

O zaman bakalım neleri yapmalıyız, nelerden kaçınmalıyız.

  1. “Belli bir yaştan sonra İngilizce öğrenmek zordur, çocuklar kadar iyi öğrenemeyiz” mitini kafanızdan silin! Çocukların yetişkinlerden daha iyi öğrenmesinin tek bir sebebi var, öğrenemeyeceklerine dair hiçbir önyargılarının olmaması. Hatta yetişkinlerin kendi zayıf ve güçlü taraflarını tahlil etme ve o yöne eğilme imkanları olduğu için daha bile avantajlı durumda olduklarını söyleyebiliriz.
  2. “Yabancı hoca olmadan İngilizce öğrenemeyiz” mitini de unutun! Yabancı hocayla pratik yapmak her ne kadar kulağa hoş gelse de sizinle aynı yoldan geçmiş bu yüzden zorlanabileceğiniz yerleri tahmin edebilen, bu yönde yardımcı olabilen bir eğitmenle çalışmak her zaman yararınızadır. Günümüzde eğitim-öğretimle ilgisi olmayan kişiler de sırf yabancı diye kurslarda öğretmenlik yapmaktadır. Bu nedenle yabancı hocalarla çalışmak size dezavantaj yaratabilir. Önemli olan alanında uzman, sizin sıkıntılarınızı, çektiğiniz zorlukları anlayabilecek ve yardımcı olabilecek eğitmenlerle çalışmaktır.
  3. Sadece gramere yönelmek İngilizce öğrenmenize yardımcı olmaz. Gramer de gereklidir fakat asla tek başına yeterli değildir.
  4. İngilizce öğrenmek bir süreç ister. Bir iki ayda mucizevi bir şekilde İngilizce öğrenmenin yolu yoktur. Tabi ki bu süreçte başladığınız noktada olmazsınız, ilerlediğinizi görürsünüz ama tam anlamıyla eğitiminizi tamamlamak için biraz daha zamana ihtiyacınız vardır. Bir hafta, bir ay gibi çok kısa zaman dilimlerinde İngilizce öğrettiğini iddia eden yerlerden uzak durun hem vaktinizi hem de paranızı boşa harcamayın. Emin olun böyle kestirme bir yöntem olsa dünyada herkes bunu kullanır ve kısa yoldan her şeyi hemen öğrenirdi.
  5. Çekingen olmayın. Derslere aktif katılın. Yanlış yapmaktan korkmayın. Tıpkı küçük bir çocuk gibi önyargılarınız ve “acaba konuşabilir miyim, hata yapar mıyım” gibi endişeleriniz olmadan cümleler kurmaya çalışın. Eğitmeniniz zaten sizi yönlendirecek, hata yaptığınız yerleri düzeltecek ve size doğruyu öğretecektir.
  6. Yoğun bir hayatınız, sınırlı vaktiniz varsa, iş çıkışı trafikte sıkışıp kursa yetişmeye çalışıyorsanız ya da 100 saatlik paket satın aldınız ama sürekli kendinizi zorlayıp bütün dersleri bitirmeye çalışıyorsanız veya yabancı hocadan 15-20 dakikalık dersler alıp yarısını doğru düzgün anlamıyor kendinizi de ifade etmekte, anlamadığınız yerleri sormakta güçlük çekiyorsanız İngilizce öğrenmek sizin için keyiften çok bir işkenceye dönüşür. Bu şartlar altında da verimli sonuç almanız mümkün değildir. Rahat bir ortamda, kendi seçtiğiniz vakitte, ilgilendiğiniz konuda ders almanız İngilizceyi sevmenizi ve daha başarılı olmanızı sağlar.

  İngilizce öğrenme yolculuğunuzda evinizin rahatlığında, online derslerimiz ve çok çeşitli konularımız ile ONL English ailesi olarak her zaman yanınızdayız. Siz de bizimle bu yolda yürümek isterseniz bir tık kadar uzağınızdayız.